“Sevgi, saygı, minnet öğretilmez, hissedilir.” cümlesinin gerçekliğinin yürüyüp giden insanlarca ispatlandığı gündür bugün. Her sene takvimim bu tarihi, saatim dokuzu beş geçeyi gösterdiğinde sirenlerin, kornaların, vapur düdüklerinin etrafımdan değil de içimden geldiğini sanıp, saplanır kalırım olduğum yere… Eşek kadar oldum, hala gözümden bir damla yaş süzülmeden geçmez o bir dakika, bir garip olurum… Ancak hayat bu. İçindeki sürprizleri hesaplayamıyor insan; gel sen bıcırık, maviş gözlü bal böcüğü bugünde doğ!
Bir damla yaş, bir damla sevinç için. Boş yere değil; iki gözümüz ve ikisinin de gözyaşı dökebilme yetisi var…

Her 10 Kasımda burkulurdu içim. Sayın Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘kim’ olduğu bilincine varabilmiş her türk evladı gibi… İlk kez bu 10 Kasımda, göz pınarlarımda tutunamadı gözyaşlarım. Ne yazılsa ne söylense az kalan bir önderin eksikliğini hissetmek, mirasının çarçuruna tanık olmak, riyakarlığın farklı tasvirleriyle iç içe yaşamanın acısını, ilk kez bu kadar derinde hissettim. 10 Kasım, Sayın Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü. Putlaştırıldığı düşünülen, Kemalizme, laikliğe tuhaf manalar yüklenen şu zamanlarda, inancı, öngörüsü ve dehasıyla, bu topraklarda varlığımızı sürdürebilme sebebimiz olan önderin, bedeni yokluğunun başladığı günün 78. yıl dönümü. Galiba varlığına duyduğum tüm sevgi, saygı ve minnet yüzünden, ölüm yıl dönümü olmasından çok, aşikar olarak onun, yaptıklarının, yok sayılma, önemsenmeme, küçük düşürülme, kısaca tüm saygısızlık çabalarının acısını yaşıyorum.

Bugün Sayın Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi sözünün her yerde yankılanması gereken gün. 
“büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir”

“ey türk istikbalini evladı!
İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen,
türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

“.bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olmasıyla kaimdir.” demiş Nisan 1921’de.95 yıl öncesinden; kendisine bulaşacak çirkeflere, şerefsiz, haysiyetsiz, namussuzlara seslenmiş.

Bir fotoğraf…

Hiç tanımadığım, hiç görmediğim, hiç dokunmadığım, hiç net şekilde sesini duymadığım bir insanın fotoğrafı…

Sadece adını, hayatından birkaç anısını, doğduğu ve ne yazık ki olduğu yılları biliyorum.

Ne yazık ki katıldığı bir baloda birlikte bir vals yapamadım.

Ne yazık ki o kısa boyuna rağmen o heybetli görünüşüyle ayni karede bulunan hanımefendilerden birisi olamadım.

Ama bir fotoğraf ki başımdaki saçtan ayaklarıma kadar tüylerimi diken diken eden…

bir bakış ki fotografta bile icimi titreten…

Bir fikir ki üzerinden yüz yil geçse bile hala inanılan…

Bir isyan ki ilk günlerdeki ateşi azalsa da kor gibi içten içe yanmaya devam eden, harlanmayı bekleyen…

Bugün ben, bir kısım tarafından gösterilen şiddete, uygulanan tacize, ikinci plana atılmaya rağmen hala bu ülkede “kadın” olarak vatandaştan sayılıyorsam bu adam sayesinde…

Ben bugün umudumu kaybettiğim anda “ama o hakkındaki yakalama ve idam kararına rağmen 19 Mayıs günü her şeye en başından başlamıştı” deyip aklımdan o olumsuzlukları atabiliyorsam ve onun hatırasından utanıyorsam emanetiyle ilgili anlık da olsa pes edişim için…

Bu nefes almak gibi, esnemek gibi, acıkmak, susamak gibi… Sanki DNA’ma kodlanmış bir inanmışlık…

Altı üstü bir dizi… Ama 30 saniyelik bir fragmanla aklimi başımdan aldı.

Çok yakınım olan birinin organlarını bağışlamışım da kalbini taşıyan kişiyi sonradan görmüşüm gibi… İçim titreye titreye dünden beri açıp bastan izliyorum o 30 saniyeyi.

Nasıl özlemişim…

SAGOSO

Bu güncelimizde yeni mangamız yagami-kun wa kyou mo ijiwaru’nun ilk bölümünü verdik. 

Güncel Listesi
Kedamono Kareshi 28-29-30 Online okuma

Hanakun To Koisuru Watashi 13 Online okuma

Yagami-kun Wa Kyou Mo İjiwaru 1 Online okuma

Yankee-kun To Megane-chan 200-201-202 Online okuma

İyi okumalar…