Yolumu değiştirecek bir işaret

Arıyordum zamanında

Gürleyerek geldi bulutlar

Şunu duydum şimşeklerden;

Yağmur büyücüsü avuçlarımıza su indirecek

Topraklarımıza sihri getirecek…”

-Black Stone Cherry’nin “Rain Wizard (Yağmur Büyücüsü)” adlı şarkısından

Seninle yoldaşlığımızda öğrendiğim en önemli şey dağlardan ve tepelerden her şeyin ayrı bir güzel göründüğü Bulutkuyruk…”

Gözlerini en usta eller tarafından incelikle işlenmiş bir halı gibi uzanan ormandan ayırmadan konuştu genç adam. Birkaç metre solunda açılan heybetli bir gaganın içerisinde büyük, çok büyük bir kartalın çığlığına benzeyen kısa bir ses geldi. Elektrik mavisi bir pelerine bürünmüş genç adam sanki akıllı bir varlıkla sohbet ediyormuş gibi başını sesin sahibi olan varlığı onaylarcasına sallayarak cevap verdi; “Haklısın, doğal yaşam alanı dağlar ve yüksek tepelikler olan siz grifonları kıskanmamak elde değil aziz dostum.” Elindeki kuru et parçasının sonunu da ağzına atıp çiğneyerek manzaranın tadını çıkarmaya devam etti. Gözleriyle alabildiğine ileriyi tararken bir yerde ağaçların arasından yükselen fakat yeşil dokunun düzenini bozan bir çıkıntı gördü. Görülmedik büyüklükte bir ağacın cesedi olabilir miydi? Kemerinin sağ tarafına davranıp küçük bir dürbün çıkardı. Büyükçe bir taş yapının bir parçası olduğu belliydi çıkıntının. Taş yapıyı incelemeye devam ettiğinde yapının aşağıya doğru devam ettiğini ve kulemsi yapının bir noktada bittiğini gördü. Terk edilmiş bir şatoydu belki de. Dürbünü yerine koyan genç adamın yüzünü çocuksu bir gülümseme aldı. Ellerini beline dayayıp sırtını dikleştirerek konuştu; “Bulutkuyruk, sıradaki istikametimizi bulduk aziz dostum! Kimbilir o şatoda bizi ne gizemler bekliyor.” Bulutkuyruk o aralık önünde yatan taze geyik eti ile ilgilendiğinden olsa gerek genç adamı umursamadı.

Turuncu Orman’ın Cadıları için her zamanki gibi erken başlamış bir günün öğleni yükselmek üzereydi. Hasadın bereketli geçmesi için her sabah yapılan ritüellerden dolayı yorulmuş cadı ablalar ve çırakları dinleniyor, köyün diğer sakinleri ve büyülü törene katılmakla yükümlü olmadıkları için güçleri yerinde olan cadılar ise günlük işleriyle ilgileniyordu. Ormanın kutsallığını bozmamak fakat rahatça yaşayabilmek için hummalı çalışırdı köy halkı. Şikayet etmeyi sevmezlerdi köyün sakinleri, fakat herkes farkındaydı ki bu yıl beklenmediği kadar kurak geçmekteydi. Ormanın kutsallığına zarar vermeden köyü hayatta tutmanın yolları hakkında köyü yöneten cadı ablaların yakında köy konseyi toplayacağı düşünülüyordu.

Köy cadılarının merkez olarak kullandığı şatonun kulesindeki gözcü, giderek yaklaşan bir silüet fark etti gökyüzünde. Silüet dev bir kartalı andırıyor gibiydi; kocaman bir vaşağın vücuduna sahip bir kartalı. Vaşak vücutlu dev kartal biraz daha alçaldı, gözcü böylece kartalın üzerindeki insan silüetini fark etti. Gözcü, avazı çıktığı kadar bağırdı; “Kocaman bir kartal görüyorum cadı ablalar, vaşak vücutlu bir kartal. Üstünde de binicisi var, çember çize çize alçalıyorlar!”

Bulutkuyruk’dan bir heyecan alçalmasını isteyen genç adamın hevesi, o mesafeden iri karıncalar gibi görünen insanları fark edince kaçtı. Bu ormanın içinde bilinmezliğe yüz tutmuş bir harabe bulacağını sanarken eski bir şatonun etrafına kurulmuş bir köy bulmuştu. Gerçi böyle ıssız bir köy bulmak da kendince gayet ilginç bir şeydi aslında lakin içteki çocuğa laf geçirmek zordur çünkü çocuklar hep kafalarındaki ideali eksiksiz isterler. İşte bu yüzden genç adamın yüzündeki çocuksu gülümseme gitmiş, yüzünü bir hayal kırıklığı ifadesi kaplamıştı. Grifon köyün girişinde, kulenin biraz aşağısında kalacak mesafeye kadar alçaldı. Köyün girişine toplanmış 20 kadar kişi pür dikkat bu yabancıyı ve bindiği yaratığı gözlemliyordu. Genç adamın gözleri elinde ağaçtan yapılma uzun asalar tutan çoğu kadın 15 kişi seçti. Adlarına “cadı” denen toprak büyücüleri olsagerekti bunlar. “Ben ve yoldaşım gökyüzünün evlatlarıyız, ne beni ne de gökyüzünü anlamayacaklardır. Zaten aradığım şey de burada hiç yokmuş, en güzel dönüp gitmek.” diye içinden geçirdi. Keskin bir ıslık çalıp griffonun dizginlerini sıkmasıyla olan oldu; 15 kişinin aynı anda asasını yere vurmasıyla beraber ağaçlardan uzayan dallar grifonun ayaklarını sardı. Genç adamın sağ elini kendisine doğru uzayan dallara döndürüp sert bir fısıltıyla bir tılsım mırıldandı ve görünmez bir güç grifonun ön ayaklarını tutan dalları parçalayıp geçti. Bu sırada grifon refleksif bir şekilde yükselmek istedi fakat bu ani tepkiye binicisi hazırlıksız yakalanmıştı. “Sırası mıydı Bulutkuyruk?” diye içinden geçiren genç adam başına geleceği bilerek gözlerini kapattı ve kendini baygınlığın kollarına bıraktı.

Bir büyücünün en güçlü silahı nedir?”

Büyü gücünün kendisidir.”

Çıraklar…” diye iç geçirdi otuzlarının ortasına yeni ilerlemiş bir adamın yüz hatlarına sahip bir silüet. “Bilgidir. Bir büyücü, bilgi hazinesi kadar güçlüdür. İyi bir büyücü olmanın yolu iyi bir öğrenci olmaktan geçer. Ustan olarak sana ilk dersim şudur; öğrenmekten asla kaçma.”

Genç adam gözlerini taştan bir tavana açtı. Hareket ettiğinde sırtına saplanıveren acıya rağmen doğrulmaya çalıştı. Sol kolunun ve sırtının bandajlarla sarılı olduğunu fark etti. Bir yatak, bir masa ve bir sandalyeden başka bir şey yoktu odada. Masanın üzerinde çantasını, kılıcını ve pelerinini fark etti. Başta bir zindanda olduğunu sanmıştı ama kapının açık olduğunu fark etti. Eşyalarına doğru yürümeye çalışırken kapıda iki silüet belirdi. Ellerinde asaları ile iki cadı kapı eşiğinde durdu. Biri konuştu; “Eğer amacın bir an önce gitmekse bize kim olduğunu ve ormana ne diye yaklaştığını izah ettikten sonra gidebilirsin ama sana tavsiyemiz birkaç gün dinlenmen olur. Bizden bize zarar vermeye niyetlenmeyen kimseye zarar gelmez, endişen olmasın. Benim adım Nurdish ve köyün cadıları adına konuşuyorum.” İlk cadının kestiği yerden diğeri devam etti; “Ama yanlış bir hareketini görürsem seni keçiye çevirip grifonuna yediririm bilmiş olur Benim adım Noebi ve ben kendi adıma konuşuyorum.” Genç adam yenilmiş olmanın ve bir çatı altında durmanın getirdiği sinirle bir kahkaha patlatmaya yeltendi ama kaburgalarındaki acı yüzünden kısa kesti. “Benden de size zarar gelmez. Yoldaşım güvendedir diye umuyorum; size verdiğim rahatsızlık tamamen benim düşüncem, onun bir suçu yoktu.” Kendine Noebi diyen cadı cevapladı; “Merak etme, hayvanın güvende. Yalnız hakkını vermeliyim; senden daha medeni bir hayvan. İsminin Bulutkuyruk olduğunu ve ‘dağlar ile denizlerin kucaklaştığı yerden’ geldiğini söyledi. Ya da bizim aklını okumamıza izin verdi diyelim. Şimdi önümüze düş, köy konseyi seni dinleyecek.”

Her şeyden önce benim sormak istediğim bir şey var; hangi aile çocuğuna Bugi gibi komik bir isim koyar ki?” Köyün kuzey ucundaki kadim bir ağacın önüne toplanmış tüm köy ahalisi kahkahalara boğuldu. Genç adam sinirden kıpkırkımızı olmuştu, sinirini bastırmaya çalıştı. Elinden geldiğince sakin kalmaya çalışarak “Size burada geldiğim yerde konuşulan dilin inceliklerini anlatmam çok uzun sürer. Kısaca şöyle söyleyeyim; Aegeros dilinde şimşek anlamına gelen ve benim kendime seçtiğim bir isim. Ailemin bana verdiği ismi geldiğim ülkenin en prestijli büyücü okulu olan Göğe Uzanan Kule’ye açılan kapının girişinde bıraktım.” Tüm kalabalıktan ayrı, kadim meşenin altında oturmuş Cadı Ablalardan birisi sordu; “Smirnos buradan çok uzakta bir yer. Smirnos halkının gururunu ve ülkelerine olan sevgisini bilirim, o yüzden bir Smirnosluyu buralarda görmek garip geliyor. Turuncu Orman’da ne ararsın, seni buraya hangi rüzgar attı?”

-“Ülkemin dağlarını, Smirnos Şehri’nin sahilinde martı seslerini dinlemeyi, limana gelen gemileri izlemeyi ben de her Smirnoslu gibi severim ama insan Smirnos’un doğusunda, ormanların bitimindeki düzlüklerin ötesinde ne var merak ediyor. Beni buraya o merakım getirdi. Burayı da kırk mil ötedeki bir tepelikte dinlenirken gördüm, buranın terk edilmiş bir şato olduğunu düşünerek geldim. Öyle olmadığını görünce amacım sessizce çekip gitmekti toprak büyücülerinin gücünü hafife almışım. Öte yandan bir gezginin uyması gereken en önemli kural bulunduğu yerdeki halkın adetlerine mümkün olduğunca saygı göstermektir. Cezam neyse çekmeye razı olacağım ama eğer cezam ölümse en azından bir duello ile ölmek isterim.”

Köyün tüm cadılarını bir gülme aldı. “O saçma hikayelerde anlatıldığı gibi cadılar her şeye ölümle veya kurbağaya dönüştürmekle cezalandıran insanlar değillerdir Smirnoslu. Hatta bizden daha az medeni bir sürü şehir bulabilirsin, belki de gezilerinden birinde öyle bir şehirde bulunmuş bile olabilirsin. Cezan hasat mevsiminin sonuna kadar tarlalarda bize yardım etmek olacak. Smirnoslu büyücülerin bizim toprağa hükmettiğimiz gibi havaya hükmettiklerini duyduk. Bu sene çok kuru geçiyor. Cezan olarak bize yağmur getireceksin, hasat mevsimi bittiğinde gitmekte özgür olacaksın.”

Ve böylece üç ay geçti. Smirnoslu Bugi üç ay boyunca tarlalara yağmur yağdırdı, köylülerle beraber tarlada çalıştı, Bulutkuyruk ile beraber devriyelere çıktı, köyün tehlikeli derecede yakınına yerleşen bir kobold klanını etkisiz hale getirdi, cadılarla bilgi alışverişi yaptı, köy çocuklarını Bulutkuyruk ile beraber gezdirdi. Başta bir ceza gibi başlayan bu üç ay genç büyücüye çok şey kattı. Üç ay dolduğunda Bugi artık köy ahalisinden biriydi. Gitmedi, köy de onu kabul etti. Şatonun gözcü kulesi Bugi’ye ve Bulutkuyruk’a verildi. ormana ne zaman kötü niyetli bir şeyler yaklaşsa yıldırımlar köye kalkan oldu. Ve en önemlisi; Turuncu orman bir daha hiçbir zaman yağmursuz kalmadı, Derler ki bugün bile yağmur yağarken Turuncu Orman’da bir grifonun kanat çırpışları duyulabilir…

Bu masalın vermek istediği mesaj şudur; bazen en eğreti ve en çıkıntı durduğunuz yer en rahat hissedebileceğiniz yer olabilir.

Yukarıda okuduğunuz hikaye benim varlığından hasbelkader haberdar olduğum bir çeviri grubuna katılma hikayemin daha fantastik ve daha az sıkıcı versiyonudur. Ben Burak, ya da kısaca Bugi. Beni eski Kotonaru tayfasından veya Kuroko no Basuke çevirimden tanırsınız belki. 24 yaşındayım, İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim ve profesyonel bir çevirmenim. “Bu siteye uyum sağlayamam ben, işte tam da bu yüzden de uyum sağlamaya çalışmalıyım aslında” diyerek, bir nevi kendime meydan okuyarak ekibe katıldım ve şansa bakın ki son zamanlarda yaptığım en güzel şeylerden biri oldu. Bir anda bir sürü havalı ablaya sahip olmak harika bir şey gerçekten, veya insanın hala yanlarında çocuk gibi hissedeceği büyüklerinin olması. O yüzden beni aralarına alan Mabushi Majou ailesine (ya da ailemize. Artık “ailemize” ) huzurlarınızda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Neyse, siz buraya benim hikayemi dinlemeye değil manga okumaya geldiniz, biliyorum. O yüzden size daha fazla tutmayayım, değinmem gerektiğini düşündüğüm birkaç hususa değinip size mangalarla başbaşa bırakayım. Fukushuu Kyoshitsu ve Kamisama Hajimemashita artık benim sorumluluğumda. Söz vermek gibi olmasın ama tahminen en geç Eylül sonunda ikisini de güncele getirmiş olmayı planlıyorum. Son olarak bir şarkı;

Doğmak bile başlı başına bir mucize

Hayattan keyif almasını öğrenin, o kadar uzun bir şey değil

Şarkıma siz de eşlik edin, hadi…

Şarkı İçin TIK TIK

Tekrar görüşmek üzere…

Güncel Listesi

Chasing Star Moon Bölüm 2 ONLİNE OKUMA

Chasing Star Moon Bölüm 3 ONLİNE OKUMA

Chasing Star Moon Bölüm 4 ONLİNE OKUMA

Chasing Star Moon Bölüm 5 ONLİNE OKUMA

Chasing Star Moon Bölüm 6 ONLİNE OKUMA

Colette wa Shinu Koto ni Shita Bölüm 1 * Yeni Seri* ONLİNE OKUMA

Dame na Watashi ni Koishite Kudasai Bölüm 27 ONLİNE OKUMA

Dear Only You Don’t Know!! Bölüm 68 ONLİNE OKUMA

Dear Only You Don’t Know!! Bölüm 69 ONLİNE OKUMA

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 14 ONLİNE OKUMA

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 15 ONLİNE OKUMA

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 16 ONLİNE OKUMA

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 17 ONLİNE OKUMA

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 18 ONLİNE OKUMA

Orange Bölüm 22.1 ONLİNE OKUMA

Six Half Bölüm 22 ONLİNE OKUMA

Six Half Bölüm 23 ONLİNE OKUMA

Six Half Bölüm 24 ONLİNE OKUMA

Six Half Bölüm 25 ONLİNE OKUMA

Skip Beat Bölüm 221 ONLİNE OKUMA

Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge Bölüm 19 ONLİNE OKUMA

Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge Bölüm 20 ONLİNE OKUMA

Kamisama Hajimemashita Bölüm 71 ONLİNE OKUMA

Kamisama Hajimemashita Bölüm 72 ONLİNE OKUMA

Kimi wa Petto Bölüm 54 ONLİNE OKUMA

L-DK Bölüm 60 ONLİNE OKUMA

NANA Bölüm 52 ONLİNE OKUMA

NANA Bölüm 53 ONLİNE OKUMA

Ouji-sama Game Bölüm 1 *Yeni Seri* ONLİNE OKUMA

Seishun Otome Banchou! Bölüm 2 ONLİNE OKUMA

Watashi ga Motete Dousunda Bölüm 28 ONLİNE OKUMA

Watashi no Joushi Bölüm 5 ONLİNE OKUMA

Mabushi Majo Ailesi Keyifli Okumlar Diler…

17 thoughts on “Bugiboo’nun Günceli; Rüzgar Yükseliyor, Bulutlar Toplanıyor…

  1. öncelikle doldu dolu güncel için her bir arkadaşımıza ayrı ayrı teşekkürler 🙂
    bu arada 😀 Dear Only You Don’t Know!! basıldıgından farklı mangaya gidiyor.

  2. Öncelikle tekrar hoşgeldin Bugi. Günceline bayıldım ki ben güncel okumasını çok severim 🙂 maşallah hem güncelin dolu dolu hem de getirdiğin bölümler. Emeği geçen tüm cadılarımızın ve büyücümüzün ellerine sağlık. Herkese keyifli okumalar arkadaşlar.

  3. Bugicchi tekrar hoşgeldin. 🙂 Güncel yazın ve hikayen çook güzel olmuş, masalsı ve fantastik çok beğendim ellerine sağlık. 🙂 Bölümler için de hepimizin emeğine sağlık. Keyifli okumalar minna. 🙂

  4. Heyyo güncel :3 çok eğlenceli ve güzel bir güncel yazısı olmuş Bugi eline sağlık *^* İzmirli olduğunu da hikayeye çok güzel eklemişsin kaçırmadım xD
    Güncelde emeği geçen tüm cadılara teşekkürler ellerinize sağlık <3

  5. Oyy oyy yeni güncel yepyeni buyucumuzden geldi. Hoşgeldin sefalar ve dahi bol sayfali günceller getirdin 😁 Aramizda seni de görmekten onur ve dahi gurur duyduk. Hele hikayene bayıldım. Tüm mabushimajo ailesinin ellerine sağlık dopdolu bir guncelle karsinizdayiz efendim 😁😁😅😂

  6. Uzun zaman oldu yorum yapmayalı sitenizi takip ediyorum ama bu kadar çok günceli bir arada görünce emeği geçenlere teşekkür etmeden olmazdı.Ellerinize sağlık arkadaşlar en kocamanından tşk ederiz 🙂

  7. Gerekli şeyleri, Skip’in 23.sayfasında sağ alt köşede Ren söylemiş efenim. Başka söze gerek yok.

  8. Güncel için elinize sağlık. Yeni serileri beğendim, hoş seriler seçiyorsunuz. Sitenin yeni hali de güzel olmuş. Özellikle arkadan müzik çalması günceli okurken epey eğlence katıyor siteye. Teşekkürler, mangaların devamlarını bekliyoruz. ( Özellikle Kimi wa Petto’ya şöyle bir el atsanız da toplu halde doya doya okusak, acaba çok mu şey isterim?)

  9. Bugicchii hoşgeldin karşimm. Kendisi daha yeni katılsa da aramıza yaşının avantajını kullanıp herkesi ele geçirdi 😀 Şaka bir yana yeni bir renk olduğun için dünyamıza teşekkürler.. Uzuunn yıllar birlikte aynı şato da hüküm sürmek dileğiyle 🙂

  10. Emeği geçen herkesin eline sağlık gerçekten.

    @Saparrow; Tekrar hoşbuldum Sapa-nee. Galiba bir ben beğenmedim şu güncel yazısını… Bir ara hikayenin tam versiyonunu yazmayı düşünüyorum, burada insanları sıkmamak için çok fazla flash forward kullanmak zorunda kaldım. o.o

    @Nana: Fantastik hikayelerin daha kalıcı olduğu tarihle sabit ya Nana-nee, bizimki de o işte; insanlık doğamızdan geleni yapmak. Beğenmene sevindim yazıyı. 🙂

    @Mahlas: Nice bol bölümlü güncellere diyelim Ma-nee. 😀

    @Pengush: Bir İzmirli olarak İzmir’i övmesem eksik kalırdı şimdi. Gerçi benim canım Smirnosum anlat anlat bitmez de işte… 😀

    @Neobi: Tekrar hoşbuldum ablacım. İnşallah askerlik hariç hep buralardayım, yeşil kabak lobisinin koboldlarına göz açtırmak yok! 😀 😛

  11. 🙂 Hoş geldin aramıza bugi yeni renk ve sesler görmek çok güzel ve güncel için çeviri ve editler için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim elinize emeğinize ruhunuza sağlık ^ – ^
    Söylediğin bir şeyde o kadar çok haklısın ki ”insanın hala yanlarında çocuk gibi hissedeceği büyüklerinin olması.” içinden nasıl geliyorsa öyle davranabilmek her dk mantıklı ve sorumluluk sahibi olmayı her dk savunma halinde olmayı bir kenarı koyabilmek belli bir süre için bile olsa o kadar güzel bir özgürlük tadı veriyor ki 🙂

  12. Bu güncel yazısı için teşekkür ederim. Yeni yolunda başarılı ve huzurlu olursun

  13. Vay uzun ve güzel bir güncel ve tebrik ederim hayırlı olsun ayrıca tüm bölümler için teşekkür eder Skip beat okumaya kaçarım😄

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website