“Hesap vakti yaklaştı, ama insanlar hala aymazlık içerisinde görmezden gelmekteler.”
                                                                                                       Kur’an, 21(Enbiya):1
Merhaba ve elveda sayın okurlar. Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce iyi haberle başlayalım; yeni bir güncelle karşınızdayız. Gelelim kötü habere; hiçbirimizin fazla zamanı kalmadı, sonumuz yakın… Bu şarkı eşliğinde okumanız şiddetle tavsiye edilir. Ben denedim, çok güzel oluyor.

“Dumanı tüten bir silah, sebep ve sonuç/Kayıp cennet, ne de güzel bir harabe…”
                -ABDli Metal grubu Lamb of God’ın “Desolation (Haraplık)” adlı şarkısından alıntı

1958’den bu yana atmosferdeki karbon oranını yıllık olarak ölçen Scripps Instutition of Oceanography’nin bundan 1 yıl önce (23 Eylül 2016 tarihinde) yaptığı açıklamaya göre atmosferdeki karbon oranı geri dönüşü olmayan eşiği geçmiş durumda. Bu, şu anlama geliyor; dünya artık yavaş yavaş üzerindeki canlılar için yaşanmaz bir gezegene dönüşecek ve tahminen 150 yıl kadar sonra da üzerindeki insan nüfusunu kaldıramayacak bir ekolojiye sahip olacak. Okyanuslar, atmosferdeki değişikliğin nedeniyle asitlenecek ve dünya ekolojisinin temellerinden biri olan okyanuslardaki canlılık neredeyse tamamen yok olacak, bu da direkt olarak kara yaşamını, ve dolayısıyla bizi etkileyecek. Özetle hayırlı olsun; insanlık olarak biricik gezegenimizi kendi ellerimizle boğduk. Kurtuluşumuzun tek bir yolu var; bir an önce dünya dışı koloniler kurmak. Fakat biz bunun yerine hala daha fazla silah üretmeye, daha fazla petrol çıkarmaya, daha fazla önümüzdeki sanal eğlencelere dalmaya ve doğanın çığlıklarını duymazdan gelmeye devam ediyoruz. Suçlayıcı olduğum için kusura bakmayın ama yalnızca gerçeği söylüyorum; suç bizden önce gelenlerin, suç bizim, suç tüm insanlığın. Umalım ki gelecek nesillere mirasımız bu kara leke olmasın, yoksa gelecek nesiller atalarını hiç minnetle anmayacaklar.

Binlerce güneşin ışığı bir olup gökyüzünü doldursaydı eğer, görkemli tanrı Shiva’nın ihtişamına benzerdi tıpkı. Ve şimdi ölüm oldum ben, dünyaları yerle bir eden…”
                         -Ünlü Hint destanı olan Mahabhrata’nın “Bhagavad Gita” adlı bölümünden bir alıntı.

Tabii bir de dünya çapında gerilen siyasi dengelerin bir yerde kopması sonucu, ve bir nevi domino etkisi misali, dünyanın nükleer bir savaşa sürüklenmesi ihtimali var ki günümüz siyasi ikliminde o da mümkün görünüyor. Bunun sonucu da insan medeniyetinin neredeyse tamamen yok olması, üstüne de atmosferin nükleer füzelerin kaldıracağı tozlar ile kaplanması nedeniyle dünya üzerine uzun bir süre “nükleer kış” çökmesi demek olacak. Hasılı; ne açıdan bakarsak bakalım sonumuz hiç aydınlık görünmüyor. Bunun da çözümü var; ‘Barışı sağlama ve koruma’ ilkesi üzerine kurulmuş tüm uluslararası politik kuruluşların artık gerçekten işini yapması. Ama çok şey istiyorum, değil mi? Ekstradan eklemem de gerek; Bhagavad Gita’dan yukarıda yaptığım alıntıyı 16 Temmuz 1945 yılında, bir nükleer bombanın ilk kez patlatıldığı deney olan Trinity deneyinde bombayı geliştiren bilimsel kurulun başkanı olan J. Robert Oppenheimer da yapmıştı.

“Eğer silah depolayacaklarına yiyecek depolasalardı her şey daha iyi olacaktı…”
                                                                                       -Shoujo Shuumatsu Ryouko’dan bir alıntı.

Peki ben güzel Pazar gününüzde neden iç sıkıcı şeyler anlatıyorum ona gelelim: birinci nedeni yeni serimiz Shoujo Shuumatsu Ryokou’nun konusunun nükleer yıkım sonrası insan medeniyetinin harabesi haline dönen Dünya’da hayatta kalmaya çalışan iki küçük, şirin kızı anlatıyor olması. Çevirmenliğini ben, editörlüğünü ise Neobi ablamın yapacağı seri hem size, hem de bize hayırlı olsun. Serinin ayrıca bu sezon (2017 Sonbahar) başlayan ve henüz 2. bölümünde olan bir animesi de mevcut. Tahminen 2-3 haftaya anime ile araya fark koymayı düşünüyoruz bir aksilik çıkmazsa, şimdiden keyifli okumalar herkese.
İkinci bir husus da şu; ölümden ve yok oluştan bahsediyorum çünkü hayatın ve varoluşun ne kadar değerli bir şey olduğunu görmenizi istiyorum. Varoluş devasa bir senfoni, ve her canlının hayatı bu senfonideki bir notadan daha fazlası değil ama bir senfoniyi vücuda getiren her nota kadar değerli, biricik ve vazgeçilemez. Ekolojik olarak insanıyla, kedisiyle, sinekkuşuyla, termitiyle hepimiz birbirimize bağlıyız ve bir şekilde birbirimize muhtacız. Aynısı insanlık özelinde de söylenebilir; ne milliyetimiz, ne cinsiyetimiz ne de dini inançlarımız bizi birbirimizden ayırabilir, insanlık olarak hepimiz birbirimizin hayatını bir şekilde etkiliyoruz. Başkalarının bizim için koyduğu sınırlar, böyle gelmiş böyle giderler engel değil. Gidin ve küs olduğunuz biriyle barışın, bir sokak hayvanının başını okşayın, hiç yoktan başka bir insana yardım edin. Hayat gerçekten kısa, ve bir kelebeğin kanat çırpışının bir fırtınayı tetiklemesi teorik olarak mümkün… Hatta bu konuyla ilgili enfes bir film de tavsiye edeyim hazır aklıma gelmişken; Bulut Atlası. Bu konuyu çok güzel irdeleyen, tekrar ve tekrar izlemek isteyeceğiniz harika bir eser.
Ölümün nasıl bir şey olduğunu ilk kez beş yaşında merak etmiştim. O günden bugüne hala düşündüğüm bir meseledir ölüm. Tanrı bile bizden ölümü hatırlamamızı ister. Ne için; çünkü yaşamın ve yaşamanın değeri ölümle bilinir.

Tekrardan herkese merhaba ve elveda; iyi yaşamalar. 🙂

-Yağmurbüyücüsü Smyrnoslu Bugi

 

-BÖLÜMLER-

Colette wa Shinu Koto Ni Shita Bölüm 6 Online Okuma

Dame na Watashi ni Koishite Kudasai Bölüm 31 Online Okuma

Dear, Only You Don’t Know! Bölüm 73-74 Online Okuma

Distancia~The Untouchable One~ Bölüm 37-38 Online Okuma

Fukushuu Kyoushitsu Bölüm 22-23 Online Okuma

Kamisama Hajimemashita Bölüm 93-94 Online Okuma

Kyou, Koi wo Hajimemasu Bölüm 28-29 Online Okuma

NANA Bölüm 56 Online Okuma

Ouji-sama Game Bölüm 3 Online Okuma

Shoujo Shuumatsu Ryokou Bölüm 1 YENİ SERİ Online Okuma

Six Half Bölüm 28 Online Okuma

Skip Beat Bölüm 226 Online Okuma

Tokyo Tarareba Musume Bölüm 3-4 Online Okuma

 

Mabushi Majo Keyifli okumalar diler…